
lafı dolandırmadan gireyim ki başlık ve içerik uyumu denen şey ziyan olmasın. pek mızmız bir haldeyim ve oturmuş halet-i ruhiyemi anlatarak medet ummaya çalışıyor olabilirim. pazar gününden beri kendimle, romatizmalı yaşı geçkin kadınlar arasında 7 fark bulmaya zorluyorum kendimi. çünkü nedenini henüz keşfedemediğim ve herhangi bir tıbbi merciye de danışmadığım bel ağrısından son derece muzdaribim. ancak "bıçak kemiğe dayandı" söz öbeğinin (öbek de ne çirkin bir kelimedir) yalnızca ilkokul sıralarında öğrendiğimiz bir deyimden ibaret olmadığını tecrübe ediyor idim 3 gündür. evdeki tüm medikal kaynakları ve tavsiyeleri tükettim hatta dedemden gördüğüm ağrıyan yerin ovulup, yün şalla sarılması geleneğini bile denedim ama başarısızım artık kabul etmeli ve doktora gitme korkumun üstesinden gelmeliyim.
gri yün hırkam, dağınık halim ve moraran göz altları ile pek grunge bir tablo sunuyorum odama teşrif edenlere tek eksiğim eddie vedder. zaten kendisi ve into the wild ruhuma yeterince azap vermişken, pürüzlü başlayan bir dönemin ( evet yine yakınıyorum yine yine) sıkıntıları da peyda olur vaziyetteler. şu dakikalarda düşünüp taşınmış bir karara varmış olmam gerekiyor ama ben düşünmek yerine önce beyaz melek izledim sonra da desperate housewives.
hayatımın spontane seçimlerden duyulan 0 pişmanlıkla sürmesini istemek çok mu cidden? mahsun kırmızıgül bile yazdığı senaryoya film çekip üstüne de oynama özgüvenini barındırırken benim kararları başkalarına bırakma isteğim ve sonrasında adıma verilen kararı sorgulama özgüvensizliğini barındırmam acı veriyor cidden.
hayatta olmadığım insanlar listesini yapmak gibi gerzek bir düşünce bile geçti aklımdan tuvalatteyken. neyseki sifon çekme eylemini tuvalette gerzek düşüncelere de yapma lüksüne sahip bir insanım.
kızdığım diğer bir şeyse -bu yukarısıyla baya alakasız-, sağa sola gidip msn durumunu dışarda'ya ayarlayıp, kişisel iletisine @ebesinin dağında gibi şeyler yazan insanlar. gerçekten bu kıl tüy familyasından insanların daha sonra ama küresel ısınma, ama çevre konulu mesajlar vermelerini de noksan "kuul"luklarının, hedeften şaşmış sikko dışavurumları olduğu kanaatindeyim.
sözlerimi noktalar, hayırlı modernleşmeler dilerim.



